OLDENBURG’da 3. Mekan: Ölçütler/Özellikler | Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Bülent YILMAZ
Prof.Dr.Bülent YILMAZ

Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümü Öğretim Üyesi

3. mekân kavramı son yıllarda çok kullanılan, popüler bir kavram. Bu kavramla kafeler, barlar, bistrolar, kahvehaneler, kuaför salonları, kitapçılar, sinemalar, kütüphaneler gibi gayrı resmi kamusal alanlar/mekânlar kastedilir. “Toplumsal hayatımızda ev ve işyerlerinden sonra sosyalleşme-iletişim için gidilen üçüncü sıradaki yerler” anlamında kullanılan bu kavramın genelde Ray Oldenburg’un 1989 yılında ilk basımını Paragon House’dan yayımladığı ve bu konuda klasik sayılan “The Great Good Place” kitabından sonra literatüre girdiği kabul edilir. Kitabın daha sonra yeni basımları da yapılmıştır. Hemen hemen ilgili tüm akademik çalışmalarda atıfta bulunulan/bulunması beklenen Oldenburg’un 3. mekân kavramı için önerdiği, yani bir mekânın 3. mekân niteliği taşıması için gerekli ölçütler (özellikler) şunlardır:

      • Tarafsız/Eşitleyici: Her sınıf, köken ve görüşten insanın sosyalleştiği mekânlardır. Dil, din ırk, çeşitli sınıfsal ayrımlardan uzak, herkesin rahatça ulaşabileceği ve kendisini öteki hissetmeyeceği mekânlardır.
      • Konuşma/görüşme olanağı sunma: Kişiler arasında ve grup olarak konuşma ve görüşmelerin rahatlıkla yapılabildiği yerlerdir. Bu mekânlarda yüz yüze görüşme, konuşma esastır.
      • Müdavimler yaratma: Kendi müdavimlerini (sürekli gelenlerini) yaratan, müdavimleri olan mekânlardır.
      • Standart /düşük profil: Sadece seçkin çevrelerden (zümrelerden) kişilerin belirli toplantılar için gittiği mekanlar yüksek profilli olurken, gündelik hayatın devam ettiği mekanlar standart/düşük profilli bir görünüm sunar. İnsanların yoğun biçimde gitmeyi tercih ettiği bu mekânlar iddialı ve gösterişli olmayan, daha samimi ve rahat (salaş) yerlerdir.
      • Erişilebilirlik ve barınma/zaman geçirme: Mekânların kullanıcılar açısından bir diğer önemli özelliği de kolay erişilebilir olmak ve merkeze yakınlıktır. Özellikle evsizler, sığınmacılar, göçmenler gibi dezavantajlı grupların uzun süre barındığı, zaman geçirdiği yerlerdir.
      • Doğal, neşeli, rahat, düzenli ortam: Sıkıcı kuralların olmadığı, insanların doğal davranabildiği, yapmacık olmadığı, resmi davranışların yumuşadığı, neşeli, rahat oldukları ancak aynı zamanda düzenli yerlerdir.
      • Evden uzakta ev (duygusu): Kullanıcıların kendilerini evlerinde gibi hissetmelerini sağlayan, bu türden duygusal bağlar kurdukları mekânlardır.

Giderek sanallaşan, yüz yüze sosyalleşmenin zayıfladığı dünyamızda kütüphanelerin (özellikle halk kütüphanelerinin) gelecekteki ana işlevlerinden birisi olacak bu durum için yukarıdaki ölçütleri de dikkate alarak hazırlanmaları gerek. Dengede tutulması gereken günlük yaşamın üç deneyim alanından birisi ve özgün yaratıcılığı destekleyen yerler olarak kabul edilen ve 3. mekân kurumlar arasında yer alan kütüphaneler yerlerini diğer üçüncü mekânlara kaptırmamak için dikkatli olmak zorundadırlar.

Hakkında: Bülent YILMAZ

Bülent YILMAZ
Yorum yapmadan önce lütfen okuyunuz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göster
Gizle