“Biyolojik Saat” ve Kütüphanelerde 7/24 Saat Hizmet Uygulaması | Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Bülent YILMAZ
Prof.Dr.Bülent YILMAZ

Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümü Öğretim Üyesi

Kütüphanelerde 7/24 saat hizmet uygulaması ile ilgili olarak daha önce genel yaklaşımımızı bir kütüphane türü (halk kütüphanesi) üzerinden BBY Haber’deki köşe yazımızda ortaya koymuştuk. Ancak orada konunun çok kısaca dile getirdiğimiz bir unsurunu ayrıca büyüteç altına almanın yararlı olacağı söylenebilir. Bunun temel nedeni, söz konusu ayrıntının “insan sağlığı” ile ilgili olmasıdır. Bunun dışında konu güncelliğini yitirecek bir konu gibi de görünmemektedir.

Öncelikle şunu açıkça belirtmek isteriz: “Hangi tür kütüphane olursa olsun, ‘kütüphane içinde’ kesintisiz 7 gün 24 saat hizmet yaklaşımı ve uygulamasını genel olarak yanlış bulmaktayız.” Bunun gerekçelerini daha önce sözünü ettiğimiz yazıda belirtmiştik. Ve genel olarak da “bu uygulamanın kütüphaneleri gerçek işlevlerinden ve niteliklerinden uzaklaştıracağını” öne sürmüştük. Bu yazıda ise konuyu, “biyolojik saat” olgusu/gerçeği ile ilişkilendirerek ele almak istiyoruz.

Bilindiği gibi tüm canlılar için “biyolojik saat” gerçeği vardır. Biyolojik saat, “gün” denilen 24 saatlik gündüz/gece döngüsünde canlıların ve elbette insanların fizyolojik (yaşamsal) süreçlerini belirleyen fiziksel ve biyolojik bir olgudur. İnsan vücudunun işleyişi yani fizyolojik mekanizması, biyolojik saat adı verilen doğal bir ritimle yönetilir. Biyolojik saat, canlıların hormonlarının, vücut sistemlerinin (kas, sindirim, sinir vb.) ve vücut metabolizmalarının en uygun saatler arasında verimlilik gösterdiği zaman göstergesine denir. Biyolojik saat aynı zamanda canlıların hormonal dengesini sağlar ve hormonların salınacağı zamanı ayarlar. Bu ve bunun benzeri bütün metabolik işlemleri düzenleyen biyolojik saattir.

İnsanoğlu yaşamını biyolojik saat ile uyum sağladığı takdirde düzenleyebilir. Biyolojik saate en uygun olarak uyuma saatleri örneği verilebilir. İnsanoğlunun vücut sistemi  gündüz çalışmak ve gece de dinlenmek üzere programlanmıştır. Yaklaşık olarak 23:00-05:00 saatleri arasında, yani gece karanlıkta salgılanan melatonin hormonu, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlar ve diğer yararlarının yanı sıra kansere karşı koruyucu direncini artırır. Gece yeterince karanlık olmaması durumunda ise  bu hormon ya hiç salgılanmaz ya da miktarı azalır. Bu nedenle, örneğin kanser hastalarının kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları istenmektedir. Gece vardiyasında çalışan kadınlar üzerinde yapılan klinik araştırmalar, bu çalışma diliminin göğüs kanseri riskini artırdığını göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) biyolojik saat bozulmasına neden olan vardiya çalışmalarını “olası kansorejen” olarak listelemektedir  (Koçer, 2019). Ayrıca uykudan uyanmadan önce de, insan biyolojik saati kortizol hormonu salgılayarak metabolik hızı arttırır, böylece başlayacak gün için enerji gereksinimi hissetmeyiz.

Kısaca, biyolojik saat sağlığımızı korumanın ve yaşam kalitemizi artırmanın en doğal ve gerekli yoludur.

Türkiye’deki kütüphanelerde özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan 7/24, yani kütüphanelerin 7 gün 24 saat açık kalması yaklaşım ve uygulaması henüz ciddi olarak bilimsel bir tartışma konusu olamamıştır. Oysa bu son derece gerekli bir tartışmadır. Genellikle üst kademe yöneticilerin (vali, kaymakam, il kültür ve turizm müdürü, rektör vb.) iyi niyetle ve bazen de “benzer kurumlar yapıyor biz de yapalım” yaklaşımı çerçevesinde gerçekleştirilmesini istedikleri bu uygulama, konunun doğrudan ilgilisi ve uygulayıcısı durumunda olan uzmanlar ve çalışanlarla birlikte de yeterince değerlendirilmemektedir.

Biyolojik saat olgusu/gerçeği çerçevesinde söylemek gerekirse; kütüphaneleri 7/24 saat açık tutmak hem kullanıcıların hem de çalışan personelin sağlığını olumsuz etkileyebilecek bir uygulama anlamına gelir. Kütüphaneleri çok büyük oranda ders çalışma mekanı/etüt durumuna düşüren bu uygulama, kullanıcıların uyumaları gereken zamanda uyanık kalmalarını özendiren/cesaretlendiren, personeli de uyanık kalmaya zorunlu tutan bir hizmet niteliğine dönüşmektedir. Kütüphaneler, farkında olmadan kullanıcılarının ve personelinin sağlığını, biyolojik saatlerini, metabolik ve hormonal sistemlerini, çeşitli fizyolojik süreçlerini ve yaşam ritimlerini olumsuz etkileyebilecek bir uygulamaya neden olmaktadır.

“7/24 saat uygulamasını özellikle kullanıcıların istedikleri, hatta baskı yaptıkları, onların kütüphaneye kendi tercih ve iradeleri ile geldikleri, dolayısıyla bunda (biyolojik saati olumsuz etkilemede) kütüphanelerin sorumluluğunun olamayacağı” biçiminde bir karşı sav öne sürülebilir. Bu görüş doğru görünmekle birlikte şöyle düşünmemize engel değildir: Kütüphaneler 7 gün 24 saat açık kalınca öğrenciler de (en azından önemlice bir bölümü)  ders çalışma saatlerini buna göre değiştirmekte, “gece nasılsa kütüphane açık, o zaman, orada ders çalışırım,” gibi bir yaklaşım geliştirebilmektedirler. Yani, bu uygulama öğrencilerin ders çalışma zamanlarını geceye kaydırmaları yönünde özendirici ve cesaretlendirici olabilmektedir. Ayrıca, gözlem ve görüşmelerimiz çerçevesinde belirtmek gerekirse, bu uygulama, kütüphanelerde çalışan personel tarafından genelde doğru ve gerekli de bulunmamakta, kullanıcıların aksine ve çoğunlukla irade ve tercihlerinin dışında çalışmak durumunda kalmaktadırlar. Kütüphane kurumu, insanların uyumaları gereken zamanda uyanık kalmalarını özendirecek/destekleyecek ve personel açısından da zorunlu tutacak, insanların biyolojik saatlerini bozacak yaklaşımlarda bulunmamalıdır.

Kısaca, insanın biyolojik saate uygun yaşaması sağlık açısından son derece önemli bir gerekliliktir ve kütüphane içinde 7/24 saat hizmet uygulaması hem kullanıcılar ve hem de personel açısından bunu olumsuz etkileyebilecek riskler barındırmaktadır.

Burada yanlış anlaşılmaması gereken nokta şudur: Kütüphaneler olanakları varsa elbette 7/24 saat hizmet (danışma, ödünç verme vb.) verebilir ve hatta vermelidir. Ancak bunu kütüphane içinde, kütüphaneyi açık tutarak değil bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak, uzaktan, evden, yurttan, ofisten vb. mekanlardan bağlanarak, elektronik yolla sağlamalıdır. Ve unutulmamalıdır ki, kütüphanelerin ders çalışma ve etüt merkezi olma gibi bir işlevleri de aslen yoktur. Bu, kütüphanelerin niteliğini düşüren bir durumdur.

Konunun istisnaları olabilir; çok özel durumlarda bazı kütüphaneler 7/24 açık kalabilir. Ve çok isteniyorsa özellikle üniversitelerdeki sınav dönemlerinde birkaç haftalık 7/24 uygulaması “ara çözüm” olabilir.

Konunun, “biyolojik saat” gerçeği dışında, ele alınması gereken birçok boyutunun olduğunun farkındayız; ama “önce insan”, “önce insan sağlığı” yaklaşımı her şeyin ötesinde bir öneme sahiptir. Konunun burada dile getirilmeye çalışılan bu yanıyla da düşünülmesinde büyük yarar bulunmaktadır.

Kaynakça

https://evrimagaci.org/biyolojik-saat-ve-kronobiyoloji-nedir-51

https://www.bilgiustam.com/biyolojik-saat-nedir/

https://xyazar.com/biyolojik-saat-nedir

Koçer, Dursun. (2019). “Işık kirliliği”, Herkese Bilim ve Teknoloji. Sayı 185. 11 Ekim 2019.

 

Hakkında: Bülent YILMAZ

Bülent YILMAZ
Yorum yapmadan önce lütfen okuyunuz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 Son Yorumlar

  1. Avatar

    Hocam ne kadar güzel açıklamışsınız. Teşekkürler..

  2. Avatar

    Bülent Hocam bu konu hakkında ki yazılarınız için teşekkür ederiz. Maalesef kütüphane işleyişine hiç bir faydası olmayan aksine sizinde değindiğiniz gibi kütüphane olgusunu sadece ders çalışma/etüt merkezi gibi gösteren bir uygulama. Merkezi yönetim anlayışının bir dayatması ve yereldekilerin konu hakkında düşünceleri bile hiç sorulmadı. Çocuk bölümünde bile KPSS çalışanlarla doldu kütüphane maalesef.

  3. Avatar

    Gayet uygun ve yerinde bir konuya Bülent Hocamız yaklaşım sağlamışlar. Bu konuda şikayetler etsekte, üst yönetimler 7-24 saat uygulamasında gereksiz baskı unsuru oluşturmaktalar.

    • Avatar
      Bülent Yılmaz

      Ne yazık ki öyle söylüyor birçok arkadaş. Belki zamanla değişir. Teşekkürler.

Göster
Gizle