Z-Kütüphane: Kavramsal Bir Eleştiri-Yazı Dizisi 1 | Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Bülent YILMAZ
Prof.Dr.Bülent YILMAZ

Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümü Öğretim Üyesi

İki bölüm olarak planlanan bu yazının amacı, Türkiye’de belirli özellikteki okul kütüphaneleri için kullanılan Z-Kütüphane (Zenginleştirlmiş Kütüphane) kavramını kısaca tartışmak ve bu kütüphane yaklaşım ve uygulamasına ilişkin bazı eleştirilerde bulunmaktır.

Kavramlar, genel olarak bir nesneyi, olguyu ya da gerçekliği anlama ve ortak özellikleri çerçevesinde açıklamada kullanılan, evrensel/bilimsel geçerliliği olan terimlerdir. Kavram, kuram (teori) ve dolayısıyla bilim olgusuna ilişkindir ve bu nedenle de evrensel düzeyde aynı anlamda kullanılması söz konusudur. Örneğin, “korku” dediğimiz bir psikoloji kavramı dünyanın her yerinde ve her kullanan için aynı gerçekliği açıklar ve aynı anlama gelir.

Dolayısıyla, Z-Kütüphane eğer bir kavram olarak düşünüldüyse, ki öyle görünüyor, dünyanın her yerinde kullanılması ve bir gerçekliği evrensel düzeyde açıklayabilmesi gerekir. Oysa Z-Kütüphane kavramı bu anlamda evrensel geçerliliği olan bilimsel bir adlandırma olmayıp, Türkiye ve Türkçe dışındaki bilimsel ve mesleki literatürde kabul edilen ve kullanılan bir kavram değildir. Z-Kütüphane kavramının ifade ettiği gerçeklik, bir başka deyişle, bu kavramın evrensel düzeyde kabul edilen adlandırması okul kütüphanesidir. Yani olması gereken Z-Kütüphane değil okul kütüphanesidir. Kısaca, Z-Kütüphane kavramının bilimsel olarak geçerli bir kavram olduğu kanısında değiliz. Elbette, her hangi bir türde kütüphane için zengin bir dermeye, zengin bir bütçeye ve zengin kullanıcı sayısına sahip olan kütüphane vurgusu yapılabilir. Oysa Türkiye’de “Zenginleştirilmiş Kütüphane” kavramı Bakanlık tarafından belirlenen mekansal standartlar ve modeller çerçevesinde tasarlanmış okul kütüphanesini ifade etmek için kullanılmaktadır.  Ancak kavram bu içeriği yansıtmaktan çok akla genel olarak, tüm unsurları ile “nitelikli/güçlü kütüphane” algısına neden olmaktadır.  Dolayısıyla kavramın ifade gücü son derece güçsüz ve yanıltıcıdır.

Z-Kütüphane kavramı Türkiye’de okul kütüphanesi türü için kullanılan bir adlandırmadır. Oysa konuyu hiç bilmeyen birisi için ilk duyduğunda bu kavramın, bu adlandırmanın okul kütüphanesini çağrıştırdığı ya da akla getirdiği söylenemez. Kavramlar, ifade ettiği gerçekliği, olguyu terim düzeyinde dahi belirli ölçüde açıklama niteliğine sahip olmalıdır. Z-Kütüphane kavramında bu ifade gücünü göremiyoruz. (İlk duyulduğunda Z-Kuşağını çağrıştırıyor ancak kavramın bununla ilgisi yok!)

Bunun dışında zenginleştirilmiş kütüphane nitelemesi her kütüphane türü için yapılabilir. Yani Z-Kütüphane kavramını kullanacaksak, ki biz doğru bulmuyoruz, bunu pekala her kütüphane türü için kullanmak söz konusu olabilir.  Bu durumda gelişmiş okul kütüphanesi için kullanılan bu kavram okul kütüphanesi anlamından uzaklaşır ve “okul kütüphanesine özgülüğü” niteliğini yitirir.

MEB, Z-Kütüphane’yi, “estetik ve ergonomik tasarımıyla öğrencilerin okullarda bilgiyi sevme, öğrenme ve dinlenme etkinliklerine imkân veren sosyal etkinlik alanı” olarak tanımlamaktadır. (http://z-kutuphane.meb.gov.tr/Home/Hakkimizda) Peki, o zaman soralım: Herhangi bir okul kütüphanesinin zaten bu özelliklere sahip olması gerekmez mi? Bu tanım zaten bir okul kütüphanesinin taşıması gereken standart “bazı” özellikleri içermiyor mu? O zaman, okul kütüphanelerini Z ve “Z-Olmayan” olarak nasl ayırıyoruz?

Z (Zenginleştirilmiş) nitelemesi ile gelişmiş kütüphane anlamını öne çıkarmak istiyorsak bu da çok doğru bir niteleme olmaz. Genel olarak kütüphane ya da bir tür olarak okul kütüphanesi dinamik ve dolayısıyla sürekli değişmesi, gelişmesi gereken, ekonomik, toplumsal, kültürel, eğitimsel ve teknolojik değişime ayak uydurması zorunlu bir kuruluştur. Okul kütüphanesinin zaten varolması gereken bir özelliğini (zenginleşmeyi/güçlenmeyi/değişmeyi)  yeni bir adlandırma için kullanmak, kavrama dönüştürmek yanlış olur. Yani kullanılan anlamıyla zenginleştirme bir okul kütüphanesinin (ve genel olarak tüm kütüphane türlerinin) sürekli ve zorunlu olarak gerçekleştirmesi gereken bir gelişim ve değişim durumudur.  Ünlü Hint kütüphaneci Ranganathan bu gerçeği “kütüphane yaşayan bir organizmadır,” deyişiyle 1928 yılında dile getirmiştir ve bu bizim için değişmeyen temel kütüphanecilik ilkesidir. Böyle bir ilkeyi yeni keşfediyor gibi bir kütüphane türü için kavrama dönüştürmek doğru olmaz.

Aslında okul kütüphanesinin zaten sahip olması gereken özellikleri Z-Kütüphane kavramı ile yeni bir kütüphane türüne özgüymüş gbi sunma yaklaşımı eğitimde başka konularda da kullanılmaktadır. Son dönemde MEB’in uygulamaya soktuğu “nitelikli okul” kavramı da benzer bir durumu yansıtmaktadır. Her okul zaten nitelikli (kaliteli-özellikli) olmak zorundadır; bazı okullara nitelikli dersek diğerlerinin niteliksiz olduğunu kabul etmek zorunda kalırız. Yani bu türden kavramlarla aynı kurumların bazılarını yüceltirken bazılarını aşağılamış olmuyor muyuz? Z-Kütüphane meselesi de kavramsal olarak bu türden yaklaşımlara fırsat vermektedir. Dolayısıyla, Z-Kütüphane kavramlaştırması şöyle bir soruyu gündeme getirmektedir: Gelişmiş okul kütüphanelerine Z-Kütüphane dersek diğerlerine ne diyeceğiz? Sadece okul kütüphanesi mi, “zeginleştirilmemiş kütüphane” mi yoksa “geri kalmış, gelişmemiş, fakir kütüphane” mi? Çünkü “zenginleştirilmiş kütüphane” dediğimiz anda “fakir kütüphane” kavramını da kullanma durumu doğar. Yani Z-Kütüphanelerini “değerli” kütüphaneler olarak anlamlandırısak, diğerlerini “sıradan/özelliksiz” okul kütüphaneleri olarak kabul etmiş oluyoruz.  Dolayısıyla Z-Kütüphane kavramı doğru bir kavramsallaştırma gibi görünmemektedir.

Z-Kütüphane kavramında sorunlu bir başka durum daha vardır. MEB’in, Z-Kütüphane için “estetik ve ergonomik tasarımıyla öğrencilerin okullarda bilgiyi sevme, öğrenme ve dinlenme etkinliklerine imkân veren sosyal etkinlik alanı” biçiminde yaptığı tanımda zenginleştirme kavramı ile sadece “mekan ve o mekanın tasarımı” boyutu içerilmektedir. Oysa biliyoruz ki bir kütüphane en az beş unsur, teknoloji ve çeşitli işlem ve hizmet türlerinden oluşur. Dolayısyla sadece mekana odaklanmış, mekan ile sınırlanmış bir zenginleştirme kavramı doğru bir zemginleştirme, yani gelişme/değişme durumunu ifade edemez. Bir başka deyişle, eğer sadece mekanı düşünerek zenginleştirme kavramını kullanırsak, ki MEB’in tanımı böyledir, o zaman Z-Kütüphane ile ilgili olarak yine kavramsal bir sorunla karşı karşıya kalırız. Z-Kütüphane yaklaşımının ve tanımının içine teknoloji de girse yine yetmez. Bir kütüphaneyi kütüphane yapan tüm unsurlar bu tanım ve yaklaşımın içinde yer alırsa bir zenginleştirmeden söz edilebilir. Kısaca, MEB’in Z-Kütüphaneye ilişkin yüklediği anlam ve yaptığı tanımla okul kütüphanesi için bir zenginleştirmeden, yani Z-Kütüphaneden söz etmek olanaklı değildir ve dolayısıyla bu kavram kullanılamaz.

Kısaca, “Z-Kütüphane” okul kütüphanesi demektir. Bu tür kütüphanenin adı bütün dünyada okul kütüphanesidir (school library). Eğer amaç okul kütüphanelerini yeni bir anlayış ve yaklaşımla elden geçirmek, tasarlamak ise bu kütüphanenin adı yine de okul kütüphanesi olur. Ya da amaç okul kütüphanelerini gelişmişlik durumuna göre derecelendirmek ise bu zaten bina, bütçe, kullanıcı, derme, personel, teknoloji, işlemler, hizmetler vb.  unsurlara yönelik olarak varolan standartlar temelinde yapılır. Bu durumda da standartlara yakın (standartları tutturmuş) ya da uzak (tutturamamış) okul kütüphanesi kavramını kullanırız. Ve kütüphane türünün adı yine okul kütüphanesidir; bu kütüphane nitelikleri açısından gelişememiş ya da gelişmiş durumda olabilir.

Dikkati çeken bir başka nokta da şudur: “Z-Kütüphane” kavramı Türkiye’de okul kütüphaneleri için temel yasal belge (mevzuat) niteliğindeki Okul Kütüphaneleri Yönetmeliği’nde (Resmî Gazete Tarihi: 22.08.2001 Sayısı: 24501)  geçmemektedir. Yönetmelik her ne kadar uygulamaya yönelik bir belge de olsa temel kuruluş ve kavramlara tanımsal çerçeve çizmektedir. Ancak Z-Kütüphane bu tanımsal çerçevenin içinde yer almamaktadır.Yönetmeliğin Z-Kütüphane ile ilgili sürecin epeyce öncesinde çıkmış olması da bunun nedeni olarak ileri sürülemez. Çünkü yönetmelikler kolayca değiştirilebilmekte, yeni maddeler eklenebilmektedir. (Bu arada Yönetmeliğin eski olşuşu gerçekten ciddi olarak üzerine gidilmesi ve tartışılması gereken ayrı bir konudur.)

Kavramlar evrensel nitelikte olmak zorundadır ve kavram üretmede/türetmede dikkatli davranmak gerekir. Türkiye’de ne yazık ki bu konuda bizim alan için de bir savrukluk söz konusudur. Bir kavramın neyi ifade etmesi gerektiği iyi düşünülmelidir. Kavramları “hoşumuza gittiği” için, istediğimiz gibi, anlamsal ve mantıksal tutarlılığını sağlamadan üretemeyiz ve kullanamayız. Böyle yaparak  kullanırsak kavramsal tutarsızlık ya da kavramsal kargaşa ile karşı karşıya kalırız. Bu da işleri hem kuramsal düzeyde hem de uygulamada karıştırır.

Biraz kaba gibi görünebilir ancak “okul kütüphanesi, okul kütüphanesidir; bunun literatürde kabul edilmiş başka bir adı şimdilik yoktur!” Zenginleştirilmiş Kütüphane bir kavram değil ancak okul kütüphanesi için bir niteleme (iyi-kötü, gelişmiş-gelişmemiş, nitelikli-niteliksiz vb.) olabilir. Üstelik bu durumda dahi MEB’in Z-Kütüphane’ye ilişkin tanım ve yaklaşım sınırlılığı bu nitelemenin içini dolduramamaktadır.

Ve artık alanımızda varolan “eski” sorunları iyi niyetle de olsa “yeni kavramlar” üretmeye çalışarak çözemeyeceğimizi anlamak durumundayız. *

Not: (Türkiye’de Z-Kütüphane konusunun uygulama açısından kısa bir değerlendirmesini ise sonraki yazımızda yapmaya çalışacağız.)

* Alanımızın bilimsel/kuramsal gelişimi için yeni üretilen mesleki kavramları sorgulamak ve tartışmak zorunludur.Z-Kütüphane kavramı özelinde böylesi bir tartışma için yapılacak “geç kalındığı” eleştirisi yerinde ve haklı görünmektedir. Bu konuda “tartışmama” sorumluluğu doğrudan akademinindir. Dolayısıyla bu konuda bugüne kadar tartışılmamış olması bizce bir eksikliktir. Türkiye’de alanımıza ilişkin kavramsal/kuramsal tartışma geleneğimiz ve gücümüz ne yazık ki çok zayıftır.

 

Hakkında: Bülent YILMAZ

Bülent YILMAZ
Yorum yapmadan önce lütfen okuyunuz!

YORUM YAP