Kütüphanecilikte (Bilgi Yönetiminde) Bir Simge Olarak “Baykuş”: Neden? | Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Bülent YILMAZ
Prof.Dr.Bülent YILMAZ

Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümü Öğretim Üyesi

Baykuş, genelde kütüphaneciliğin, bilginin ve bilgeliğin simgesi olarak kabul edilir ve örneğin alanımızda yapılan bir çok etkinlikte görsel bir unsur olarak kullanılır. Uzağa gitmeye gerek yok. Bu köşeyi barındıran BBY Haber’in simgesi baykuş değil mi?

Acaba neden? Baykuşun bu simge özelliği, bizimle ilişkisi nereden kaynaklanıyor olabilir?

Öncelikle bu kabulün büyük ölçüde mitolojiden kaynaklandığını söylemeliyiz. Mitoloji, baykuş hakkında olumlu ve olumsuz pek çok inanışı barındırır.

Bakalım.

Romalılar baykuştan korkarlar ve kötü haberlerin taşıyıcısı olduğunu düşünürlerdi. Aztekler ve Mayalar da baykuştan korkar ve hatta nefret ederler, büyük gözlü kuşların ölüm ve yıkım simgesi olduklarına inanırlardı. Güney Afrika’da, baykuşlar hâlâ büyücülük ve kötü şansla ilişkilendirilir. Birine “baykuş” demek en büyük hakaretlerden biridir. Çin Simgeleri Sözlüğü’ne göre Hintliler ona “ölüm kuşu” adını vermişlerdir. Çinliler baykuşu, şans kuşu olarak gördükleri huma kuşunun zıttı olarak kabul etmişlerdi.

Buna karşın bazı kültürlerde son derece olumlu bakılır baykuşa. Örneğin, Mısırlılar, baykuşların ölülerin ruhlarını yeraltı dünyasına yolculuk ederken koruduklarına inanırlardı. Mısır mitolojisinde ve Mısır alfabesinde M harfi baykuşu temsil eder. Avustralya’da, Wardaman kabilesi, Gordol’un baykuş tarafından yaratılan bir dünya olduğuna inanmaktadır. Kuzeydoğu Japonya’nın Ainu halkı, Blakiston’un Balık Baykuşu’nu “Gecenin İmparatoru” ya da “Köyü Koruyan Tanrı” olarak görmektedir. Kazakistan’da, sadece kadın şamanların baykuşun ruhuyla bağlantı kurmaya çalıştığı bir kabile bulunmaktadır. Baykuş, bu ülkedeki Bayat boyunun simgesi olarak seçilmiştir.

Baykuşa, “cahilliğe karşı koruyan bilgiyi artırmada” yardımcı olan bir tılsım olarak inanıldığı da bilinmektedir. Bu düşüncenin uzantısı olarak da onun, deliliğe ve mantıksızlığa neden olan her şeye karşı olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca bir Akdeniz adası olan Minorka’da ev sakinleri evlerine koydukları beyaz büyük seramikten yapılan baykuş objelerinin kendilerini felaketlerden koruduklarına inanmaktadırlar. Baykuşu uğursuz saymayı “cahillik” diye niteleyen toplumlar da var bu arada.

Amerikan yerlilerinde baykuş, bilgelik, öngörü ve kutsal bilginin bekçisi, efsanevi kuşlardır. Yerliler, törenler sırasında çağrılan ruhlardan gizli bilgilerin baykuşlar aracılığıyla öğrenildiğine ve kehanette bulunmak için bu bilginin gerekli olduğuna inanırlar.

Hakkındaki olumlu ve olumsuz inanışları sıralamaya çalıştığımız baykuş günümüze hala bilginin ve bilgeliğin simgesi  olarak kullanılır. Bu kabul büyük ölçüde Eski Yunan ve Roma mitolojisinden kaynaklanır.  Baykuş, Eski Yunan mitolojisinde bilgelik tanrıçası Athena’yı temsil ediyordu. Athena’nın bilgeliğin yanı sıra “temkinlilik ve ihtiyatlılık” niteliklerine sahip olması ve aynı özelliklerin baykuşta da bulunduğunun düşünülmesi aradaki ilişkiyi açıklar. “Kişileşmiş akıl” olarak da kabul edilen Athena’nın yanında hep bir baykuş bulunurdu. Dolayısıyla baykuş hem bilgelik tanrıçası olan Athena’nın baykuşu (simgesi)  hem de kendi başına “bilgelik” imgesidir. Bir Roma tanrıçası olan Minerva da Athena’nın Roma mitolojisindeki karşılığıdır. Roma döneminde baykuşa Minerva adı verilirdi. Minerva’nın baykuşu deyimi çok yaygındı. Ve Minerva’nın baykuşu, ancak gün baterken uçmaya başlardı.

Baykuş, aslında özgün Türk kültüründe de sezgi, bilgi ve belleğin simgesi olarak görülmüş.

Kısaca, mitolojide baykuş, ağırlıkla erdemin, bilginin ve bilgeliğin simgesi olmuştur. Sezgileri ve zekâsıyla ön plana çıkması, onun, “bilge baykuş” olarak da anılmasını sağlamıştır.

Şimdi, mitolojiye ara verip baykuşun çok önemli birkaç fiziksel özelliğine bakalım. Çünkü boş inanç gibi görünmesine karşın baykuşun mitolojide bilginin ve bilgeliğin simgesi olarak kabul edilmesinin mantıksal bir temeli de var. Mitolojinin onu “bilge kuş” olarak seçmesi boşuna değil; bazı bilimsel gerçeklere dayanıyor.

Baykuşların öne çıkan temel özelliği müthiş görme ve duyma yetenekleridir. Bir baykuşun gözleri, kafatasının içinde beynine fazla yer bırakmayacak kadar yer kaplar. Aşırı büyüklükteki bu gözleri, göz oyuğunda hareket edemez. Araba farı gibi yuvalarında sabittir. Ama baykuş kafasını neredeyse 250-300 derecelik alan içinde rahatça çevirerek çevresini kontrol edebilir. Gözlerindeki ağ tabakası sarı renklidir ve bu büyütücü özellik sağlar. Gözlerinde temel olarak çubuk (rod) duyu hücreleri vardır. Bu hücrelerde “mor ışık görüntüsüne” neden olan kimyasal bir madde bulunur. Rod hücreleri, en küçük bir ışığı bile kimyasal bir sinyale çevirir. Gözlerinde sanki bir teleskop vardır. Böylece insanın sadece bir ışık parıltısını fark ettiği yerde baykuş oradaki cismi bütün ayrıntısı ile görür. Onlar karanlıkta en iyi gören hayvanlardan birisi, belki de en iyisidir.

Baykuşlar avlarını çok az ışıkta görerek yakalayabildikleri gibi, zifiri karanlıkta da işitme duyularıyla yerini belirleyerek yakalar. Baykuşların kulakları asimetrik ve farklı boyuttadır ve en küçük hışırtıyı dahi işitebilecek duyarlıktadır. Hassas kulaklarıyla, gecenin sessizliğinde uçan pervanenin kanat sesini veya bir tohumun çiğnenişini, hatta tam sessizlikde düşen iğnenin sesini bile işitebilirler.

Gelelim baykuşun bilgi ve bilgelikle ilişkisine.

Her şeyden önce bilgi ile karanlık kavramı arasında ters orantılı bir ilişki vardır. Bilgi, karanlığı aydınlatır ve görmemizi sağlar. Bilgi bir anlamda ışıktır. Bilgi bu ışık özelliği ile karanlığı aydınlığa çevirir ve böylece karanlıkta görürüz. Karanlık “cehalet” (bilgisizlik)  kavramını simgeler ve bilgi cehaleti, yani karanlığı yok eden şeydir. Yani, cahillik karanlıktır ve karanlık da cahillik. Karanlıkta görebilmek çok zordur ve bunun yolu bilgidir. İşte baykuş karanlıkta, hem de zifiri karanlıkta görebilen en iyi kuştur. Gerçeğe (hakikate) ulaşmak karanlıkta aradığımız bir nesneyi görmek gibidir.  Baykuş sadece gözüyle görerek değil kulağıyla duyarak da gerçeğe ulaşır. İnsan için gerçek (hakikat) karanlıktır ve ona bilgi ile ulaşır. Bilmek demek, karanlıkta görmek demektir. Baykuş, karanlıkta gören, gerçeğe ulaşan kuştur. İşte bu nedenle baykuş bilginin ve bilgeliğin simgesi olarak alanımızda kullanılan bir metafordur.

Ayrıca akıl da bilgi ile aydınlanır. Bir başka deyişle, aklın karanlığı bilgi ile aydınlığa ulaşır. Akıl için görmek demek karanlığa bir ışık yakmak demektir. Aklın karanlığına ışık yakan bilgidir. Baykuş karanlıktaki en küçük ışıkta dahi her şeyi ayrıntılarıyla gören kuştur. Bu yüzden bilge kuştur.

Yukarıda da açıklandığı üzere, bazı kültürlerde baykuşa, “cahilliğe karşı koruyan bilgiyi artırmada yardımcı olan bir tılsım” olarak inanıldığı görülmüştür. Bu düşüncenin uzantısı olarak da baykuşun deliliğe ve mantıksızlığa neden olan her şeye karşı bir imge olduğu kabul edilmiştir. Aslında cahilliğe, deliliğe ve her türden mantıksızlığa karşı olan bilgidir. Bilgi söylendiği gibi görmektir. Baykuş karanlıkta gören, yani bilendir.  O yüzden bilgedir, bilgeliğin simgesidir.

Bir de tabi baykuş genel olarak neredeyse sezgileri olan, avını sabırla bekleyen, hiç acele etmeyen, sanki her şeyi çok iyi hesaplayıp, düşünüp karar veren, zamanlamayı çok iyi yapan zeki denebilecek bir kuştur. Akıllı olarak görüldüğü için de aklın, bilginin ve bilgeliğin simgesi kabul edilmiş çağlar boyunca.

Kısaca, gerçeğin (hakikatin) karanlık, bilginin görmek anlamına gelmesi, bu çerçevedeki bilgi-karanlık karşıtlığı/ilişkisi, aklın karanlıktaki gerçeğe bilgi ile ulaşması ve karanlıkta en iyi gören kuş olması nedenleri baykuşu bilginin, bilgeliğin, belleğin ve bilgi üzerine temellenen kütüphaneciliğin (bilgi yönetiminin) imgesi/simgesi yapıvermiş.

Baykuşun yukarıda sıralanan özellikleri düşünüldüğünde, özü, temeli bilgi olan bir alanın ve mesleğin ondan daha güzel bir simgesi/imgesi olabilir mi?

Kanımca, kütüphaneciler, bireyi ve toplumu bilgi ile aydınlatan, karanlıkta bilgi ile görmelerini sağlayan, onları “karanlıkta gören toplumsal baykuşlara” dönüştürmeye çalışan ” baykuşlardır.”

Ve artık uğursuz saydığımız baykuşumuzu aklamanın ve bağrımıza basmanın zamanı değil mi?

Kaynakça

Demiralp, Oğuz. (2019) Baykuş. Cumhuriyet Kitap. 24 Ekim 2019.
http://www.ilgincgercek.com/baykuslar/

https://seyler.eksisozluk.com/baykuslarin-ugursuzluk-getirdigi-inanci-nereden-geliyor

https://dusuneninsanlaricin.com/sevimli-baykuslar-hakkinda-20-bilgi/

https://onedio.com/haber/olumu-kanatlarinda-tasiyan-dunyanin-en-sessiz-avcisi-baykus-710028

https://www.turktoyu.com/turklerde-sezgi-bilgi-ve-bellegin-sembolu-baykus

https://bilgelikyolunda.blogspot.com/2016/10/bilgeligin-simgesi-baykus.html#.XbW6I5IzaM8

https://www.turktoyu.com/turklerde-sezgi-bilgi-ve-bellegin-sembolu-baykus

Hakkında: Bülent YILMAZ

Bülent YILMAZ
Yorum yapmadan önce lütfen okuyunuz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göster
Gizle