Mesleki Değerler mi, Rakip Değerler mi?

Prof.Dr. Bülent YILMAZ
Prof.Dr.Bülent YILMAZ

Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümü Öğretim Üyesi

Diğer bazı alanlarda kullanılandan farklı olarak felsefi anlamıyla değer kavramı, “günlük hayatımızda davranışlarımıza ve eylemlerimize yön veren, rehberlik eden içsel rehberimiz, ilkelerimizdir.” Yani, her hangi bir durumda bir davranışta, eylemde bulunma söz konusu olduğunda, bize, “yap-yapma,” ya da “şöyle yap-böyle yap,” diyen iç hakemimizdir. Kısaca, değerler hakemimiz, rehberimiz ya da ilkelerimizdir. Davranış aslında değerlerin, ilkelerin eyleme dönüşmüş halidir. Davranışlarımızın arkasında, altında diğer bazı olguların yanı sıra değerlerimiz, ilkelerimiz vardır. Davranış bir sonuçtur.

Örneğin, eğer “yardım etme” değerimiz, ilkemiz varsa önümüzde kaza sonucu yaralanan bir kişiye yardım etme davranışı gösteririz, yardım ederiz. Ancak, “üzerine vazife olmayan, doğrudan seninle ilgili olmayan  işlere karışma” biçiminde bir ilkemiz, değerimiz varsa aynı durumda yardım etmeyiz.

Kısaca, eylemlerimizde, davranışlarımızda neyi yapıp neyi yapmayacağımıza değerlerimize ve bu değerlerin dile getiriliş biçimi olan ilkelerimize göre karar veririz, yaparız ya da yapmayız. Bu nedenle değerlere, ilkelere sahip olmak çok önemlidir; çünkü onlar yol göstericidir. İlkesi, değeri olmayan yolunu kaybeder. Değeri, ilkesi olmayan tutarsız davranır. Bazen öyle, bazen böyle; geçmişte öyle şimdi böyle davranır. Kişisel çıkarlar değer olur ve  öne geçer, davranışlarımızı onlar yönetir.

Sahip olduğumuz değerler, ilkeler iyi de kötü de olabilir.

Şimdi, tıpkı genel hayatımızda davranışlarımızı yönlendiren değerlerimiz, ilkelerimiz olduğu gibi, meslek hayatlarımızda da bizi yönlendiren, mesleki davranış ve eylemlerimize yön veren, “yap ya da yapma, öyle ya da böyle yap,” diyen değerlerimiz ve ilkelerimiz vardır, olmalıdır. Bir mesleğin meslek sayılabilmesinin uluslararası koşullarından, gerekliliklerinden birisidir bu aynı zamanda. Bu değerlerin/ilkelerin adına “mesleki değerler” ya da “mesleki etik ilkeler” adı verilmektedir.

Bilindiği üzere, ALA’nın (Amerikan Kütüphane Derneği) ve başka bazı ulusal-uluslararası derneklerin bu türden ilkeleri olduğu gibi Türkiye’de de Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından 1996 yılına  yayımlanmış “Mesleki Etik İlkeler”  bulunmaktadır. Bu ilkeler (toplam 12 ilkedir) mesleki değerlerimizi ifade eder ve her kütüphaneciye mesleğini uygularken, icra ederken nasıl davranması gerektiği konusunda yol gösterir. İlgili bildirgede kullanıcılar arasında ayrım yapmama, düşünce özgürlüğüne uygun davranma, görevini mesleğe değer katacak biçimde gerçekleştirme, telif haklarını koruma, özel hayatın gizliliğine saygı duyma, mesleğine ya da kurumuna zarar verecek davranışlarda bulunmama, haksız kişisel çıkarlardan uzak durma, mesleki gelişmeleri izleme,  mesleki işbirliği ve dayanışmaya özen gösterme, mesleki ve yönetsel ilişkilerinde adil ve dürüst davranma gibi temel ilkeler/mesleki değerler sıralanır.

Bu mesleki ilkeler/değerler önemlidir. Çünkü, onlar  mesleğin toplumsal kabulünü sağlar; mesleği sağlam temellere dayandırır; meslek üyelerine sorumluluk yükler ve  onlar arasında bağlılık duygusunu, dayanışmayı, işbirliğini artırır, tüm kütüphanecilerin aynı türden olaylar karşısında benzer davranışları göstermesini sağlayarak mesleki tutarlılığı artırır ve kişisel davranışlara sınır koyar.

Bu arada mesleki değerlerle davranma sadece kullanıcılarla ilgili değildir. Meslektaşlara, yöneticiye ve yönetici iseniz yönettiklerinize de ilişkindir.

Sanırım hepimiz çalıştığımız kurumlarda, ülkemizde  az ya da çok bu mesleki değerlere uygun olmayan davranışlara tanık oluyor ve yaşıyoruz.

Peki, neden?

Elbette bir çok nedeni vardır ve sıralayabiliriz. Ancak burada özellikle literatürde rastladığım ilginç bir kavrama dikkat çekmek isterim. Fink (1989) hayatımızdaki değerleri/ilkeleri 4 gruba ayırır. Genel, kişisel, mesleki ve rakip değerler. Dikkat çekmek istediğim değer grubu rakip değerlerdir.

Rakip değerler mesleğimizi uygularken, çalışırken mesleki konulardaki davranışlarımızı, eylemlerimizi yönlendiren, mesleki değerlerin yerini alan değer grubudur. Yani bunlar mesleki değerlerimize “rakip olan” değerlerdir. Bu değerler genellikle bürokratik, anti-entelektüel ve nihilistik değerlerdir, deniyor. Buna kişisel beklenti ve çıkarlar ile politik-ideolojik yaklaşımlar da eklenebilir.

Biraz açacak olursak, mesleğimizi uygularken karşı karşıya kaldığımız bazı durumlarda bürokratik refleks ile  hareket ediyorsak, bürokrasiye sığınıyorsak, bilgiye dayalı ve aydınca davranmıyorsak ve de “bu meslekte hiç bir  şey olmaz, hiç bir şeyin anlamı yok, hiç bir şey yapmaya gerek yok, çünkü yararı yok” gibi nihilist bir anlayışla  ya da yükselme, mesleki gelecek kaygısı, siyasi-ideolojik yaklaşım  vb. kişisel beklenti ve çıkarlarla davranıyorsak, mesleğimizi mesleki değerlere göre değil de rakip değerlere göre yapıyoruz demektir. Bize yol gösteren, rehberlik eden değerler mesleki değer değil de rakip değerler oluyor.

Şimdi bu çerçevede bakıldığında Türkiye’de mesleki değerlere göre değil de rakip değerlere göre davranma örnekleri ne yazık ki var. Elbette her düzeyde kütüphaneci, arşivci için geçerlidir ama özellikle, mesleği yönlendirenler, üst düzey yöneticiler, kurum yönetcileri için bu rakip değerlerin etkisi altında davranmak mesleğe daha çok zarar veriyor.  Bazen mesleğimiz adına gerek ulusal gerekse kurumsal düzeylerde öyle yanlış kararlar alınıyor ve uygulanıyor ki, bu kararları alan ve uygulamaları gerçekleştiren  mekanizmaların, kurumların içinde çalışan meslektaşlarımız bunu nasıl yapıyor, bunlara neden ve nasıl göz yumuyor, izin ya da onay veriyor, karşı çıkmıyorlar ve hatta bu uygulamaları nasıl olup da övüyorlar diye düşünüyoruz, şaşırıyoruz.

Hani denir ya, “göz göre göre bu kadar açık, net bir yanlış nasıl yapılır, bunu bir meslektaşımız nasıl yapar?” diye, böyle bir şey!

Şimdi artık bu tür durumları yeni bir kavramla açıklayabilir miyiz acaba?

Mesleki değerlerle değil de rakip değerlerle davranıyoruz da ondan!

Aslında hangi düzeyde olursa olsun (bir akademisyen, üst-orta-alt düzey yönetici, mesleğe yeni başlamış bir kütüphaneci-arşivci ya da mesleğe hazırlanan bir öğrenci) mesleğimizde rakip değerlere göre davranmanın sonucu mesleğimiz adına büyük olumsuz sonuçlar yaratıyor.

Ve bugün mesleğimiz adına yaşadığımız büyük ve önemli sorunların bizim dışımızda politik, yönetimsel, eğitimsel, hukuksal başka nedenleri olmakla birlikte, bizlerin mesleki değerlere göre değil de rakip değerlere dayalı davranışlarımızın az mı payı vardır acaba?

Bu nedenle “iğne-çuvaldız önerisini” unutmamak gerek.

Ve iğneyi kendimize batırma zamanının geçmekte olduğunu.

İşin unutulmaması gereken bir başka yanı da şudur: Rakip değerlere göre gerçekleştirdiğimiz kendi yararımıza bir davranışın olumsuz sonuçları bir süre sonra bize de ulaşacaktır.

Saygılarımla,

 Kaynakça

Finks, Lee. (1989).Values  without shame. American Libraries, 20, 352-356.

Hakkında: Prof.Dr. Bülent YILMAZ

Prof.Dr. Bülent YILMAZ
Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümü Öğretim Üyesi (10/1997 - ...) -Akademik İlgi Alanları—> Halk Kütüphaneleri, Kütüphanecilik Kuramı, Mesleki Etik, Kataloglama - Sınıflama, Okuma Alışkanlığı.
Yorum yapmadan önce lütfen okuyunuz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göster
Gizle