Önce Arkadan Başlayın!

Cem ÖZEL, Kullanıcı Hizmetleri Yöneticisi/Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi/

Kitapların kaderi Pandora’nın kutusuna benzer. İçinde, son nefeste umut barındırır; ama kapalı bir kutudur kitaplar.

İsterseniz dünyanın en enteresan, en sürükleyici metinlerini barındırsın, can alıcı bir yerinden yakalayıp tanıtmadıkça, tavsiye etmedikçe sizden sonraki okurlara ulaşması güçleşir. Bir kitabın yazgısı  çoğu zaman okuyucusunun da elindedir.

Her kitabın iyi okurlara ihtiyacı vardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu,  Kültür Yokuşu adlı kitabındaki Ayışığına dair başlıklı yazısında benim de zaman zaman duyduğum bazı kaygıları dile getirmiş. Küçük bir alıntı yapıyorum konuyu zenginleştirmek için: “…Mayıs Gecesi” adlı kitabın ilk hikayesine gelince o baştan aşağı ayışığı. Ayışığının bu kadar bol harcandığı bir yerde insanlar, vak’lar, şarkılar, her şey onun kadar yarımyamalak kalıyor.

Bu hikayenin Gogol’un ilk hikayelerinden birisi  olduğunu anladığım zaman içim ferahladı. “Ölü Ruhlar”ın yüzlerce sayfasının iğne ile kazdığı kuyuyu bu yalancı ayışığı az kalsın dolduracaktı! Gogol’den soğuyacak ve az kalsın ikinci hikayesini okumayacaktım.

-Gogol için ne mühim bir kayıp değil mi?

Niçin olmasın elbette bir kayıp. Ben sevdiğim şeyleri sevdirmekten büyük haz duyarım. Gogol benimle herhalde birkaç kari daha kaybedecekti. Onlarla da bir o kadar. Ve bu onun ebediyete uzanan karileri arasında hatırı sayılır bir koridor teşkil edecekti.” 

Yorum, yoruma açıktır.

Gelelim kendi izlenimlerimize.

Kitabın çok değerli bir kısmı vardır. Her şeyden önce burası ele alınmalıdır. Kitabı elinize aldığınızda bir bilek hareketine bakar. Bileğinizi bi’ çevirdiğinizde karşınızda “Arka kapak”! Yazı tura etkisi yaratır. Kitabın başlığıyla, arka kapak bütünleyicidir. Okur, kitabı eline aldığında içeriğe dair leziz bilgiler bulmalı arka kapakta. İlgiyi uyandırabilecek, okunmaya değecek bilgiler olmalı. Bu bilgilere kitap fragmanları diyebiliriz.

Kişi arka kapağı okuduğunda, arkasına bile bakmadan ödünç verme bankosuna koşmalı ya da kitabevinin kasasının önündeki o çok uzun kuyruğun (Burada bu “uzun kuyruk” ifadesiyle büyük bir özlem dile getirilmiştir.) sonuna üşenmeden geçmeli. Bu arka kapaktaki bilgi sayesinde kitabın yazgısı değişmeli.

Sonrasında da yatmadan önce okunmalı. Saati sabah beşe kurup temiz kafayla okunmalı.

Çayın demlenmesi sırasındaki o hoş kokulu dakikalarda okunmalı.

Servise biner binmez okunmalı, eğer ki en heyecanlı yerinde iseniz bir durak sonra inmeyi göze almalı.

Dahası o kitapla yatıp kalkmalı. Şüphelenmeli sevdikleriniz, sizin ortadan  her kayboluşunuzda.

Hijyen kurallarına önem verdiğiniz sürece tuvaletlerde de okunmalı.

Bir silah gibi belde taşınmalı. Uygun ortamlarda çıkarıp okuyarak karanlık düşüncelerin boş bulunduğu anlarda göğsüne saplamalı.

Hemen okunmalı ki o kitap, büyük bir zevkle sevdiklerine bahsedilmeli okur tarafından, onlara mutlaka okutmalı o kitabı.  Dost sohbetlerinde bir punduna getirip o kitaptan bahsetmeli.

Büyük bir elçidir okur, eğer arkadan başlarsa okumaya. Unutmayın, önce arkadan! Bırakın fenomen olsun arka kapağınız. Eğer istenirse, kelebek etkisi yaratır.

Cem ÖZEL

Cem ÖZEL

Lisans eğitimini 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Dokümantasyon ve Enformasyon Ana Bilim Dalı'nda tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilgi ve Belge Yönetimi'nde "Türkiye'de Internet'e Dayalı Uzaktan Eğitim ve Üniversite Kütüphaneleri" başlıklı teziyle 2004 yılında yüksek lisans diplomasını almıştır. Halen Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi'nde Kullanıcı Hizmetleri Yöneticisi olarak görevini sürdürmektedir.

You may also like...

1 Response

  1. 1 Mayıs 2018

    […] da şanslıdır. Daha kapağını açmadan ele verir kendini arka kapağıyla. Öyle bir cümleden yakalar ki okurunu, okutur da okutur kendini, uykuya […]

Bir Cevap Yazın