Okumasak mı n’apsak?

Cem ÖZEL
Kullanıcı Hizmetleri Yöneticisi/Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi

Esasında okuma eylemi çok çetin bir uğraş. Önce aylarca okuma eylemini öğreniyorsun. Öğrendiklerin de başlangıçta harfler, sonra heceler, ardından kelimeler ve dahasında cümlelerle devam eden bir süreç. (Sonunda Okuma Bayramı olmasa hiç çekileceği yok.) Sonra okurken sıkılmamayı da öğrenmeli ve benimsemelisin ki bu öğrendiğin uğraşı devam ettiresin. Şu soru da aklıma gelmiyor değil. İnsan, okumayı öğrenebildikten sonra ilerleyen yaşlarda bu kazanımını nasıl düzenli okumaya harcamaz, bir türlü anlam veremiyorum. Tabii iş bununla da sınırlı değil.

Diyelim ki bütün bu süreci hallettin. Aldın eline bir kitap. Okumaya başladın. Bu aşamadan sonra bile insanın peşini bırakmayan durumlar olabiliyor. Okuduğunu anlayabilmen için öncelikle zihninin temiz olması, başka şeyler düşünmemen gerekir. Yoksa aynı kelimede, aynı cümlede ya da daha da kötüsü aynı sayfada takılıp kalır ve hep bu saydıklarımın başına tekrar geri döner okumanı baştan yaparsın.

Okumak insanın keyfini de bozabilir. Elindeki kitabı, çay veya kahve eşliğinde güzel güzel okuyorsundur. Sonra, daha önceden hiç karşılaşmadığın bir kelimenin ya da kavramın girdabına düşersin ansızın. Kitaptan uzaklaşırsın ve aynı yere dönmen zorlaşır. Alın size bir örnek: Son okuduğum kitabın bir bölümünde şöyle bir düşünceye dalıyorum. ‪Demek ki diyorum eskiden de böyleymiş. Her sınıftan bir iki parlak öğrenci çıkarmış. İyonya Okulu’nun Thales’ten sonraki ikinci filozofu Anaksimandros için şöyle deniyor: “Thales’in öğrencisi” diyor Peki diğer öğrencileri nerede? Sınıfta mı kaldı?” Ya da şöyle bir paragrafı okuduktan sonra o gün dumura uğrayıp bütün gün o paragrafı düşünmüyor musun?: ‬”Anaksimenes, birlikten çokluğa geçiş sürecini açıklarken, havadaki sıkışma ve seyrekleşme kavramlarına başvurmuştu. Bu bağlamda, çok muhtemelen dudaklarımızı birbirine yaklaştırıp avucumuza üflediğimiz zaman, ağzımızdan çıkan havanın soğuk, ağzımızı fazlaca açıp, avucumuza üflediğimizde de ağzımızdan çıkan havanın sıcak olması gözleminden yararlanan filozofa göre, hava seyrekleştiği zaman ateş, sıkıştığı zaman da rüzgar, bulut, su ve toprak haline gelebilir. Bu çerçeve içinde; Anaksimenes, havanın seyrekleştiği zaman daha sıcak hale geldiğini ve böylelikle de ateş olma yoluna girdiğini, buna karşın sıkıştığı zaman daha soğuk olup katılaşma yoluna girdiğini düşünmüştü.”

Hadi diğer saptamalarla devam edelim. Okuduğun kitapta bir hata görürsen ve aklın ona takıldıysa, oradan hızla uzaklaşman gerekir, yoksa kitabın sonunu getiremezsin. Elime aldığım kitaplardan birinde Helenitik felsefe ile Helenistik felsefeyi kıyaslayan bir bölüm vardı. Bugüne kadar ilk defa bu iki kavramın farklı olduğunun ayırdına varıyorum ve merak ediyorum arasındaki farklılığı; ama yazarın kafasının birden karıştığını fark ediyorsunuz. Çünkü metinde Helenitik felsefeyle Helenistik felsefeyi kıyaslayacağına, Helenistik felsefeyle yine kendisi olan Helenistik felsefeyi karşılaştırıyor. Dolayısıyla hangisinin Helenitik felsefe hangisinin Helenistik felsefe olduğunu anlamadan ve bu kafadaki sorunu çözmeden, ilerlemeye çalışıyorsun. Metin ilerledikçe unuttuğunu sanıyorsun; ama bir süre sonra tekrar kafana takılıyor: Hangisi Helenitikti hangisi Helenistik?

Bir de kitabı okurken bir satırın sonuna geldikten sonra gözünle öyle bir ayarlama yapmalısın ki, bu harf deryasında kaybolmamak için büyük bir disiplinle gözünü tekrar yazının başladığı sol tarafa çevirmelisin ve bunu yaparken de bir önceki okuduğun satırın bir altına sorunsuz geçebilmelisin. Yoksa bir önceki satırı tekrarlar durursun.

Kitap okurken düşmanların da olacak. Bunların en azılısı uyku. Onunla da baş etmeyi öğrenmelisin. Hatta kendi kendine çözümler de bulmalısın. Mesela kendi biyolojik saatini bilip uyumadan önce mi ya da erken kalkarak mı okuyacağını kestirmen gerekir.

O yüzden kitap okumak, öyle sanıldığının aksine çok da kolay bir eylem değildir. Bu eylem için epey bir emek gerekir. Dolayısıyla herkes istese de kolay kolay okuyamaz.

Var mısın tüm bu zorluklara göğüs gerip kitaptan haz almaya?

Cem ÖZEL

Cem ÖZEL

Lisans eğitimini 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Dokümantasyon ve Enformasyon Ana Bilim Dalı'nda tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilgi ve Belge Yönetimi'nde "Türkiye'de Internet'e Dayalı Uzaktan Eğitim ve Üniversite Kütüphaneleri" başlıklı teziyle 2004 yılında yüksek lisans diplomasını almıştır. Halen Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi'nde Kullanıcı Hizmetleri Yöneticisi olarak görevini sürdürmektedir.

You may also like...

Bir Cevap Yazın