“Bahane Fikir”lerden “Şahane Fikir”lere!

Cem ÖZEL
Kullanıcı Hizmetleri Yöneticisi/Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi/

2017 yılında Türkiye’de 58 bin 27 kitap yayımlanmış!

Belki çok zalimce olacak; ama bu sayıdan 58 bini çıkarıp atsak 27 kitap bile okumuyoruzdur bir yılda. Hatırlarsınız, geçtiğimiz yıllarda yayımlanan istatistiki verilere göre 6 kişiye 1 kitap düşüyordu ülkemizde.

Her bir kişinin bir yılda 27 kitap okuduğunu düşünsenize! Birçok Avrupa ülkesini geçen sayılara ulaşırdık.

Sahi nedir bu okumama alışkanlığı? Bu kadar mı zor okumak? Neyin telaşındayız, nereye yetişiyoruz, bahanemiz ne? Hem ruhumuzu hem de beynimizi besleyen içinde hiçbir kimyasal katkı maddesi bulundurmayan tamamen organik kitaplardan uzak duruşumuzun sebebi nedir?

Okumak için o kadar çok sebebimiz var ki aslında; ama bi’ türlü okuyabilme eşiğini geçemiyoruz.

İşte size kitap okumamak için bir kaç bahane fikir:

Ben roman okumam. Çok saçma (Sensin saçma)

Ben özetini okuyorum.

İşim başımdan aşkın.

Çocuklara bakmaktan fırsat mı kalıyor?

Çok ödevim var.

İki sayfa okuyunca hemen uykum geliyor.

Bunlar da kitap okumak için bir kaç şahane fikir:

Kitapsız, kendimi çıplak hissediyorum.

Sırf kitap okumak için uzun otobüs yolculuklarına çıkmak istiyorum.

Belimde sürekli kitap taşırım. Nerede ne zaman boş vaktim olsa çıkarır okurum.

90 dakikalık sürede oyun mu kavga mı izlendiği bile belli olmayan bir derbi maçı izleyeceğime kitap okurum.

Baş başa kalabildiğim tek zaman dilimi.

İşte size, bu küsuratlı 27 sayısını kat be kat geçmek için naçizane önerilerim. Bu öneriler bizzat uygulanmış ve test edilmiştir.

Öncelikle geçmişle hesaplaşmanız gerek. Ülkemizin yakın tarihi bir yana, kendi yakın tarihimize bir göz atıp son bir yılda ne kadar okuduğunuza bir bakın. İstisnalar kaideyi bozmaz, siz de göreceksiniz ki çok az sayıda kitap okumuşsunuzdur. En iyi ihtimalle 30 kitap okuduğunuzu düşünün bir yıl içinde. Yukarıdaki 58 bin 27 sayısının küsuratını geçmiş oluruz. Buraya kadar her şey normal. Normal; ama şu havalı 30’u 12 aya bölelim bakalım. Sonuç bir felaket. Sadece ve sadece ayda 2 buçuk kitap.

Şimdi gelin bir de 1 ayı masaya yatıralım. 1 ay. Yani 31 çekenleri ve 28 Şubat’ı ortaladığımızda topu topu 30 gün. Hesaplamamıza göre biz bu 30 günde sıkılmadan utanmadan sadece ve sadece 2 buçuk kitap okumuşuz. Gönlünüz el veriyorsa bu hızla gidin; ama peki kendinize bir hedef koymayı neden denemiyorsunuz? Örneğin ayda 5 kitap. Çok mu? Bence değil. Ne yapar 12 ayda? 60 kitap. Bir anda iki katına çıktı. Nasıl, heyecan verici değil mi? Bu satırların yazarı kendisiyle her ay için 10 kitap konusunda mukavele imzaladı. Eder mi size yılda 120 kitap? Tabii ki başaramadı; ama 100 kitap okudu. Yanlış duymadınız, son derece disiplinsiz bir şekilde, hedef koymaya başlanılan yılın bir öncesinde okuduğu 35 kitabı geçmek için kendisini disipline etti. Şimdi “her ay şu kadar kitap okuyacağım” hastalığına yakalandı. Tahliller yaptı ve talihi yaver gitti; çünkü sonuç pozitifti. Yakalandığı en güzel hastalık. İstiyor ki size de bulaştırsın.

Vakti zamanında bir vesileyle bu kitap okuma işini Sunay Akın’a havalı bir şekilde sormuştum. “Ayda 10 kitap okuyor musunuz?” sorusuna ne cevap verdi dersiniz? “Şunu haftada 10 kitap yapalım” demez mi? Hazır mısınız? Bu 10 sayısını 52 haftayla çarpacağım. Tamı tamına 520 kitap. Atatürk‘ün okuduğu kitap sayısı geldi aklıma. 3 bin ile 4 bin arasında geçen sayıydı. Atatürk‘ü en azından bu açıdan geçebilmek elinizde. En azından bu konuda O’nu geçebildiğimizi görse kim bilir ne sevinirdi!

Tüm bu hesaplamalar son bir yıl içindi. Peki ömrü hayatınızdaki durumu hesaplamaya ne dersiniz? Okuduğunuz kitapların toplu listesini hazırlayınca nasıl sevineceksiniz anlatamam. Devamında her ay ne okuduğunuzu da ekleyip listeyi kabarttıkça, emin olun göğsünüz de kabaracak. Sık sık listeyi açıp, banka hesabınıza bakar gibi bakacaksınız. Hayatınızın listesi olacak. Sevdikleriniz sizden kitap tavsiyesi istediğinde hazinenizi açıp oradan sevdiklerinize uygun olanları sunacaksınız. Neler de okumuşum diye sevinirken, şu kitapları da artık listeye eklemenin zamanı geldi diye endişe edeceksiniz ki, bu endişe de zaten sizi kitap kurdu olma yolunda başarıya götürecek.

Lise yıllarımda, “matematik, ileride ne işime yarayacak?” diye düşünürken, sırf okuduğum kitapları hesaplarken bile ne kadar işe yaradığını görüyorsunuz.

Sözün kısası, kitap okumak için bir elimizde bahane fikirler, ötekinde şahane fikirler…

Karar sizin!

Cem ÖZEL
Kullanıcı Hizmetleri Yöneticisi/Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi/

Cem ÖZEL

Cem ÖZEL

Lisans eğitimini 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Dokümantasyon ve Enformasyon Ana Bilim Dalı'nda tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilgi ve Belge Yönetimi'nde "Türkiye'de Internet'e Dayalı Uzaktan Eğitim ve Üniversite Kütüphaneleri" başlıklı teziyle 2004 yılında yüksek lisans diplomasını almıştır. Halen Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi'nde Kullanıcı Hizmetleri Yöneticisi olarak görevini sürdürmektedir.

You may also like...

Bir Cevap Yazın