Öğr. Gör. Dr. İrem SOYDAL
Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümü

1990’ların ortasıydı. Yeni aldığım blok not koçanını masamın en ulaşılabilir köşesine yerleştirdim. Aldığımda kaç yaprak vardı bilmiyorum. Koçanın bir yüzüne yaklaşık 6x10cm boyutlarında bir ördek resmi sığacak çokluktaydı diyelim. O yapraklar o günlerde de gözüme çok görünmüş olacak ki birkaç ay sonra aklıma bir fikir düştü. Koçanın ortalarda bir yaprağa şunu yazdım: “…bakalım bu sayfaya geldiğinde tarih ne olacak…” Öylesine yazdığım bu not 1 Aralık 2011’de karşıma çıktı. Okuduğum an, notun amaçsızlığına mı gülsem, yoksa 15 yılda bir koçan bloknotu bitirememiş olma başarıma mı sevinsem bilemedim. Sonra, çok sonra fark ettiğim bu “geleceğe iz bırakma” isteğini düşündüm. Dünya üzerinde var olduğumuza dair kanıtlar bırakma içgüdüsünün basit bir tezahürü mü, yoksa sadece gelecekte geçmişteki bir anı hatırlama arzusu mu (ki gerçekten hatırladım), nasıl açıklanır emin değilim. Galiba günlük hayatımızı sürdürürken bıraktığımız sıradan izler yeterli gelmiyor bazen. Belki de geleceğin var olduğunu kendimize hatırlatmak ve o gelecek ana nokta atışı yapmak istiyoruz.Tarih boyu örneklerine çokça rastladığımız gelecekle iletişim kurma çabası günümüzde duvarlara kazınan resimler ya da blok not koçanlarının arasına yazılan notların çok ötesine geçti. Internet son on yılda tüm alışkanlıklarımız gibi iletişim biçimlerimizi de değiştirdi. Internet’in giderek parlamaya başladığı 2000’li yılların başında insanların tarihe not düşmek, geleceğe mesaj göndermek için çeşitli web sitelerini kullandıklarını hatırlıyorum. Futureme.org, myfuturemail.net gibi siteler o dönemde başlayan bu akımın şimdiki temsilcilerinden yalnızca bir kaçı.Bu sistemin basit mantığına göre kendimize -bugünkü aklımızlaistediğimiz herhangi bir şeyi yazıp gelecekteki herhangi bir tarihte epostamıza gönderilmesini sağlayabiliyoruz. Daha çok “an”ı yaşadığımız ve genelde yalnızca “şimdi”yi belgelediğimiz şu günlerde ise tarihe düşülmek istenen notlar daha çok sosyal ağlarda yer alıyor. Belki de şöyle düşünmek gerek: Notları tarihe farkında olmadan düşüyoruz artık. Hatta yaşamlarımızın ta kendisi Internet’teki içeriğin önemli bir kısmı, çünkü “online” yaşıyoruz.

Nerede olduğumuzu “Foursquare”, ne yapmakta olduğumuzu “Twitter”, neyi sevdiğimizi “Facebook”, ne düşündüğümüzü “Blogger”dan ilan ediyoruz. Bu yeni nesil komün hayatında, hayatımıza ya da olmak istediğimiz insana dair hemen her şeyi paylaşıyor, “online” da olsa herkesle dost, herkesle aile olabiliyoruz. Tarihe düştüğümüz notları fark etmeden… Sumit aul-Choudhury “Sonsuza dek çevrimiçi: Dijital mirasınız” başlıklı ilginç yazı dizisinde çevrimiçi ruhlarımızın akıbeti”nden bahsediyor. Şöyle diyor Paul-Choudhury: “Bizler hayatlarımızın çevrimiçi kayıtlarını oluşturan tarihteki ilk insanlarız. Bunların ne kadarı biz dünyadan ayrıldığımızda da varlığını sürdürecek? … Her gün, hatta her dakika kendimize ait dijital miraslar yaratıyoruz. Kendimiz hakkında çevrimiçi kaydettiğimiz bu bilgiler ilişkilerimizin, ilgi alanlarımızın ve inançlarımızın toplamı.” Paul-Choudhury, hızla artan kişisel bilgilerden oluşan bu kayıtlara “dijital ruhlar” denildiğini ifade ediyor. Bütün bunlardan yola çıkarak geleceğin arkeolojisinin nasıl olacağı da sorgulanıyor. Gerçekten de geleceğin tarihçileri webin doğuşunu bizlerin bıraktığı dijital ayak izlerinden yola çıkarak mı araştıracaklar? Peki nereden başlayacaklar? Paul-Choudhury bu soruya şöyle yanıt veriyor: “…2061 yılının tarihçileri bizim gerçekten neye benzediğimize dair yalnızca küçük bir işaret elde edebilirler… Ya da en azından kendimizi kim sandığımıza dair…” 1990’larda kendime bıraktığım bloknot koçanı arasına gizlenmiş o not, yırtılıp atılmaktan son anda kurtuldu. Genç arkadaşlarımın bir yıldır bu bültenle geleceğe düştükleri notlara bir yenisini daha eklemek üzere bu yazıyı kaleme aldığım dakikalarda kendisi –yazının ilham kaynağı olması şerefine- kişisel (basılı) arşivimde yerini aldı. Şimdi yanıtını merak ettiğim yeni bir soru var: Acaba bu yazıyı tekrar okuduğumda Genç ÜNAK Bülten kaç yaşında olacak?…

Metinde Geçen Kaynak:
Paul-Choudhury, S. (2011). Forever online: Your digital legacy. New Scientist. 19 Aralık 2011 tarihinde http://www.newscientist.com/special/digital-legacy adresinden erişildi.

Kaynak: GençÜNAK Ocak-Şubat 2012 Sayısı