Görme engelli kütüphane yeni ‘sesler’ arıyor!

31 Ekim 2011 Yazan  
Kategori Genel

Türkiye’de 700 bini aşkın görme engelli yaşıyor. Bu sayıya karşın sadece görme engellilere tahsis edilmiş tek kütüphane var: Eyüp Görme Engelliler Kütüphanesi. Kütüphanenin asıl özelliği gönüllü okuyuculara sahip olması. Gönüllülerin stüdyolarda seslendirdiği kitapların CD’leri, görme engellilerin kapılarına kadar ulaştırılıyor. Daha da önemlisi kütüphane şu günlerde kendisi de iyi bir okuyucu olan yeni gönüllüler arıyor.

Her yer karanlık… Gece mi gündüz mü belli değil. Kulaklıklar takılıyor ve bir tuşla aydınlanmaya başlıyor dünya. Ses yükseldikçe yeni kapılar yeni yollar açılıyor. Görme engelliler kütüphanesinde hazırlanan sesli kitap, yüzlerce görme engelliye yol arkadaşı oluyor. Eyüp Görme Engelliler Kütüphanesi’nden bahsediyoruz. Türkiye’de görme engellilere tahsis edilmiş tek kütüphane. Kütüphanenin ayırt edici özelliği, gönüllü okuyuculara sahip olması. Ses yalıtım sistemine sahip odalarda doldurulan kitaplar, görme engelli üyelerin kapılarına kadar ulaştırılıyor. En önemlisi de yeni eğitim döneminin başlamasıyla raflarda biriken ders kitapları yeni okuyucular, yeni sesler arıyor.

Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışan bina, Eyüp’ün göbeğinde, Müzisyenler Kahvesi’nin hemen yanında. İki katlı eski bir Osmanlı köşkü olan bu yapı, 2004 yılında hizmete girmiş. Kütüphanenin yöneticisi, kendisi de görme engelli olan Şevket Köseoğlu. 7 yıldır görevde. Köseoğlu’nun verdiği bilgiye göre kütüphanenin İstanbul’da yaşayan 850′ye yakın aktif üyesi var. 230′u yüksekokul, üniversite mezunu. Türkiye genelinde ise sayı 6 bini buluyor. Sesli kitaba gelince… Gönüllü okuyucu olmak isteyen, önce form dolduruyor ardından kütüphanenin stüdyosunda denemeye alınıyor. Aralarında tekerlemelerin, Moliere’den pasajların bulunduğu 10 sayfalık metin, başarıyla tamamlandığında gönüllü, okuyucu olmaya hak kazanıyor. Haftada en az iki saat okuma yapmayı kabul eden gönüllüye, öğrenimi ve birikimine göre eserler veriliyor. Okunan eser, CD’ye aktarılıyor. Görme engelli, bu eseri isterse kütüphaneden alabiliyor isterse de adresine gönderiliyor. Kütüphanenin gönüllü okuyucu sayısı şimdilik 40. Bugüne kadar bin 200 kadar gönüllü gelip geçmiş. Kimi ilk paragrafta kimi de onlarca kitaptan sonra bırakmış. Kütüphane açıldığından bu yana 2 bin 400 kitap seslendirilmiş. Arşivde şu anda diğer kütüphanelerden temin edilen eserlerle birlikte 3 bin 500′e yakın sesli kitap var. Şevket Köseoğlu, bu sayının okunacaklar listesindeki kitapların neredeyse onda biri olduğunu söylüyor.

Gönüllüde aranan en önemli şart, kararlılık

Gönüllüler tarafından okunacak kitapları, öncelikle görme engelli üyelerin talepleri belirliyor. Kütüphane yönetimi de başta temel eserler olmak üzere klasikler ve ihtiyaç duyulan ders kitaplarını listeye ekliyor. Güncel kitaplar ve diğer kütüphanelerin seslendirmediği eserlerle liste tamamlanıyor. Ancak bazı dönemlerde bazı kitaplara talep artıyor. Yeni eğitim döneminin başladığı şu haftalarda, açıköğretim lisesi ve fakültesi ders kitaplarına isteklerinin yoğunlaşması gibi.Kütüphane yöneticisi Şevket Köseoğlu, gönüllüde öncelikle diksiyona baktıklarını söylüyor. “Rahatsız edici bir ses tonuna sahip olmaması ikinci planda.” diyor ve ekliyor: “İstikrarlı olması ise işin olmazsa olmazı.” Köseoğlu, bu konuda kararlı. “Gönüllü, bir kitabı okumaya ya başlamayacak ya bitirecek.” diye konuşuyor. Gönüllünün de iyi bir okuyucu olması gerektiğini vurgulayan Köseoğlu, çoğu projede olduğu gibi okuyucular arasında da kadınların fazla olduğunu anlatıyor.

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/

17. Atatürk Çocukları Kütüphanesi Açıldı

29 Ekim 2011 Yazan  
Kategori Köy Kütüphaneleri

Köy Çocukları Kütüphaneleri Oluşturma, Kültür-Sanat ve Dayanışma Derneği tarafından kurulan ATATÜRK ÇOCUKLARI KÜTÜPHANELERİ’nin 17.si İzmir ili Bayındır ilçesi ZEYTİNOVA Beldesi’nde 29 Ekim Cumartesi günü açıldı.

Ayfer – Utkan AKAY onuruna açılan kütüphanede 4.500 civarında kitap bulunuyor. 7′den 77′ye herkese hitap eden ZEYTİNOVA Beldesi kütüphanesi çevresindeki 9 köyle birlikte yaklaşık 10.000 kişiye hizmet verecek.

Açılışa İzmir’den CHP milletvekili Erdal Aksünger, milletvekili adaylarından Aydın Türkaydın, Ülkümen Rodoplu, İzmirli şair yazarlarımız, Köy Enstitülerinin son mezunlarından Huriye Saraç ve çok sayıda kitapsever katıldı.

2012 yılında 6 kütüphane açmayı planladıklarını bildiren dernek başkanı Mesut Tim bu kütüphanelerden birinin Kıbrıs, Gazi Magosa’nın bir köyünde, diğerinin de büyük bir olasılık Bulgaristan’dan Türklerin yoğun olarak yaşadığı HASKÖY’de açılacağını bildirdi…

Paylaşacak sevginiz, bilginiz, biraz da kitabınız olsun.

Işık siz olun…

Kaynak: Mesut Tim

El yazması kitaplar nakış işler gibi korunuyor

28 Ekim 2011 Yazan  
Kategori Genel

Sahip olduğu yazılı kaynaklar ve yayınlar bakımından İstanbul’un önemli birkaç kütüphanesinden biri olan Atatürk Kitaplığı’ndaki birbirinden değerli el yazması eserler, gazeteler ve haritalar, adeta nakış işler gibi titizlikle yapılan konservasyon çalışmalarıyla geleceğe taşınıyor. Koleksiyonunda 135 bin Türkçe kitap, 35 bin Osmanlıca matbu kitap, 30 bin yabancı kitap, 9 bin yazma kitap, 23 bin cilt dergi, 12 bin cilt gazete, 9 bin harita, 13 bin kartpostal, 479 adet albüm bulunan Atatürk Kitaplığı’nın cilt ve onarım atölyesinde, bu eserlerin geleceğe taşınması için kâğıt restoratörleri tarafından hummalı bir konservasyon çalışması yürütülüyor. Kimyasal, fiziksel ve biyolojik etkenler nedeniyle yıllara meydan okumakta güçlük çeken kurtlanmış, yıpranmış, hasta ve yaralı eserler, öncelikle önemine ve hastalıklarına göre değerlendiriliyor.

Sonraki aşama olarak, eksik sayfalarının olup olmadığı tespit edilen kitapların formaları sökülüyor ve fırçalarla tozu temizleniyor. Kitapta oluşan mantarlar da kimyasal solüsyonlarla arındırılıyor. Kitapların en büyük düşmanı olan kurtların açtığı delikler doldurulduktan sonra yırtıkları yamanıyor. Kitap, restorasyonun tamamlanmasının ardından tekrar toplanmak üzere cilthaneye gönderiliyor daha sonra da dijital ortama aktarılıyor. Restorasyon işlemiyle ömrü daha da uzatılan eserler, yenilenmiş halleriyle kütüphane raflarındaki yerini alıyor.
Kütüphane arşivindeki nadir eserleri incelemek isteyen okuyucular ve araştırmacılar, dijital veri olarak bu eserlere ulaşabiliyor.

-1 milyon sayfalık dijital veri ambarı-

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Mü dürü Ramazan Minder, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kütüphanecilik çalışmalarına 1924 yılında başladığını, 1928 yılında Şişli’deki Atatürk Evi’nde dönemin Valisi ve Belediye Başkanı olan Muhittin Üstündağ’ın başkanlığında bir araya gelen Fuat Köprülü, Süheyl Üner, Osman Nuri Ergin, Halil Ethem’in kentteki gazete, dergi ve birçok kurumdan elde edilen müze malzemelerini toplamaya başladıklarını anlattı. Toplanan malzemeler çoğalınca Beyazıt’taki medrese binasında ilk kütüphane ve müze çalışmalarının başlatıldığını, daha sonra malzemeler zenginleşince kütüphanenin medrese binasında bırakıldığını, müzenin ise bugünkü Gazenferağa Medresesi’ne taşındığını belirten Minder, Atatürk Kitaplığı olarak kullanılan binanın ise 1981 yılında faaliyete geçtiğini söyledi.

Atatürk Kitaplığı’nın arşivinin özellikle bağışçıları n verdiği eserlerden oluştuğunu dile getiren Minder, Osman Nuri Ergin, Tarık Zafer Tunaya, Behçet Kemal Çağlar, Ahmet Kutsi Tecer’in de aralarında bulunduğu birçok önemli ismin kendi kütüphanelerini belediye kütüphanesine bağışladığını ifade etti. Kitapları bağışlayan kişilerin önemli isimler olması nedeniyle kütüphanelerinde de değerli eserlerin yer aldığını belirten Minder, bugün Atatürk Kitaplığı’nın koleksiyonunda 135 bin Türkçe kitap, 35 bin Osmanlıca matbu kitap, 30 bin yabancı kitap, 9 bin yazma kitap, 23 bin cilt dergi, 12 bin cilt gazete, 9 bin harita, 13 bin kartpostal, 479 adet albüm bulunduğunu vurguladı. Kütüphanedeki nadir eserleri gelecek kuşaklara aktarmanın en önemli görevleri olduğunu dile getiren Minder, “Bu amaçla iki şey yapıyoruz. Birincisi restorasyon atölyesinde, nadir eserlerin, haritaların, yazma kitapların ve kartpostalların onarımı uzmanlar tarafından yapılıyor. Bilimsel ölçüler çerçevesinde eserler onarılıyor, restorasyonları tamamlandıktan sonra kitap deposuna kaldırılıyor” dedi.

Büyük bir bölümden oluşan kitap deposunun nemlendirme ve havalandırma iklimlendirme özelliklerine sahip olduğunu anlatan Minder, raf sisteminde, temiz bir ortamda eserlerin saklandığını, yazma eserlerin özel kompakt raflarda korunduğunu söyledi. Nadir eserleri okuyucu önüne çıkarmanın her açıdan sıkı ntılı olduğunu, okuyucular bu eserlerin sayfalarını çevirdikçe zarar görme ihtimallerinin bulunduğunu belirten Minder, bu kapsamda nadir eserleri korumak adına gelişen teknolojik imkanlardan da faydalanarak dijital ortama aktardıklarını ifade etti. Kütüphanenin kendi personeli ve teknik ekipmanıyla 1997 yılından beri bu çalışmayı yürüttüklerini söyleyen Minder, kütüphanede bugün itibariyle 1 milyon sayfaya yakın dijital veri ambarı oluşturduklarını, Osmanlıca gazete koleksiyonunun tamamının, büyük boy Osmanlıca dergilerin büyük bir kısmının, yazma eserlerin yüzde 80′inin, harita ve kartpostalların dijital ortama aktarıldığını dile getirdi. Minder, okuyucuların artık yararlanmak istedikleri kaynaklara, okuyucu salonundaki bilgisayarlardan internet ortamından ulaşabildiklerini, yararlanmak istedikleri kaynakları kaydederek okuyucuya verebildiklerini kaydetti.

-Kimyasal, fiziksel ve biyolojik faktörler etkiliyor-

Cilt ve onarım atölyesinde görevli restoratör Nergis Ulu da kağıdın kimyasal, fiziksel ve biyolojik olarak üç faktör tarafından tahrip edildiğini anlattı. Fiziksel tahribin ısı, ışık ve nemden kaynaklanan zararlar olduğunu belirten Ulu, “Kimyasal olarak da asidin etkilerinin yanı sıra yapımında kullanılan ya da daha sonra yapılan boyama, süsleme gibi işlemler sonucunda kağıtta bozulma olabiliyor. Doğal afetler, deprem, su baskını gibi hasarlarla karşılaşabiliyoruz. Bunlar da biyolojik faktörler arasında yer alıyor” dedi. Eserlerin, hastalanmadan önce koruma altına alınması gerektiğini vurgulayan Ulu, “Türkiye olarak bu işlemlere kütüphanelerde çok geç başladığımız için öncelikle hasta belgelerle uğraşıyoruz. Eserlerin korunmasında depo şartları çok önemlidir. Çünkü okuyucu zaten yeni belgeleri ister, nadir eserleri ise depoda muhafaza ediyoruz. Burada sıcaklığın 18 dereceyi geçmemesi, nemin yüzde 50′de kalması, ışığın 50 lüksün üstünde ya da altında olmaması gerekir. Okuyucunun, belgeyi kullanması da eserin korunmasında çok önemli” diye konuştu.

Atatürk Kitaplığı’nın restorasyon çalışmalarına 1990 yıl ında başladığını, fakat atölye olarak 1995 yılında faal hale geldiğini belirten Ulu, sadece Atatürk Kitaplığı ve bağlı bulunduğu kütüphane ve müzelerdeki kağıt eserleri tamir ettiklerini söyledi. Atatürk Kitaplığının harita koleksiyonu bakımından önemli bir k ütüphane olduğunu, büyük ebatlı ve çabuk yıpranan belgeler olmaları nedeniyle haritalar üzerinde restorasyon çalışması yaptıklarını anlatan Ulu, el yazmaları, gazeteler, gravürler ve baskı kitapların da restore edildiğini ifade etti. Ulu, haritaların ebatlarının büyük olması nedeniyle restorasyonlarının daha zor olduğunu anlattı.

Restorasyon aşamasında en dikkat edilmesi gereken şeyin iyi eğitimli personel olduğunu vurgulayan Ulu, iyi bir atölyenin de restorasyonda önemli olduğunu, geniş mekanlarda restorasyon çalışmalarını daha iyi yürütü ldüğünü belirtti. Ulu, Türkiye’de son yıllarda kağıt restoratörünün yetişmemesinin bu alanla ilgili önemli sorunlardan biri olduğuna dikkati çekti. Böceklerin her kütüphanenin sorunu olduğunu anlatan Ulu, bu konuyla ilgili araştırmaların yapıldığını, ancak bunun tıp alanı gibi uzun y ıllar araştırma gerektirdiğini kaydetti.
Restorasyon sırasında kağıdın yapısına en uygun olan doğal malzemeyi kullandıklarını, asitsiz Japon kağıtları ve asitsiz yapıştırıcılar ın tercih edildiğini ifade eden Ulu, saklama aşamasında kutuların da asit derecelerinin uygun olması gerektiğini söyledi. 

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr

GençÜNAK makale yarışmasını kazananlara ödülleri verildi

27 Ekim 2011 Yazan  
Kategori Genel

10 Haziran 2011 tarihinde, GençÜNAK tarafından düzenlenen “Biz de varız! Öğrencilerin bakış açısıyla bilgi yönetimi” konulu makale yarışmasını kazananlara, 20 Ekim 2011 tarihinde yapılan “ÜNAK 2011 Bilgiyi Sanayileştirmek: İnovasyona Dayalı Yeni Değer Ağı” sempozyumunda ödülleri verilmiştir. İlgili makaleler aşağıdadır:

1.Milli Kütüphane’de Görme Engellilere Yönelik Konuşan Kitaplık Bölümü’nün Hizmetinin Değerlendirilmesi ve Kullanıcı Memnuniyeti Araştırması (Fatma Gamze Tezcan, Yüksel Tanrıkulu)
2.Halk kütüphanesi Hizmetlerine İlişkin Kullanıcı Memnuniyeti (Pınar Uğurlu)
3.Arşivlerde Çalışanların Hizmet İçi Eğitim Gereksinimleri (Şerife Sinem Kanar)

Yarışmayı kazanan tüm arakadaşları tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Sokakta Kütüphane

Okuma oranının yüksek olduğu Almanya’da bu oranı daha da yükseltecek bir uygulama yapılarak şehrin birçok noktasına kitaplık konuluyor.İnsanlar bu şehirlerde hiçbir kayıt, imza gibi prosedürler olmaksızın kitap koyup alabiliyor.Sokak kütüphaneleri şeklinde adlandırılan bu uygulamanın masraflarını ise bölgedeki kitap okuma dernekleri karşılıyor.

En geç 6 haftada bir yenilenen sokak kitaplıkları, Cologne’nin yanında Berlin, Hannover ve Bonn şehirlerinde de bulunuyor.Bu şehirlerin meydanlarına, sokak köşelerine, ve çoğu caddelerine koyulmuş olan kitaplıklar yaklaşık olarak 200 kitap kapasitesine sahip.Ülkedeki kitap satan birimler de bu düşünceyi destekleyerek, toplumun okumasının daha önemli olduğunu ifade ettiler.Başlarda kitaplıkları koruma adına birkaç küçük problem yaşadıklarını ifade eden Cologne Kitap Derneği, uygulamanın yolunda gittiğini ifade etti.Kitap okuma adına büyük bir adım olan sokak kütüphaneleri, bir çok insanı okumaya teşvik ederek çevreye örnek teşkil ediyor.

Kaynak:http://www.kanalturk.com.tr

Sonraki yazılar »